11 Haziran 2011 Cumartesi

Küçük Şeyler

Küçük şeylerle mutlu oluyorum. Gerçekten hızlı bir torrent bulduğumda, diş macununu reklamlardaki gibi sürebildiğimde, draje sakızı havaya atıp ağzımla yakaladığımda, damacanadan suyu bardağa taşırmadan koyduğumda, tuvalet kağıdını klozet fırçasının sapına sokabildiğimde, telefon alarmını gözümü açmadan kapadığımda, sevdiğim bir şarkının müthiş doğaçlamalarla dolu canlı kaydına ulaştığımda mutlu oluyorum.
Yataktan kalktıktan sonra yarım saat içinde dershanede olabildiğimde, oraya gittiğimde ders başlamamış olduğunda, hele bir de arkada boş yer kaldığında mutlu oluyorum.
Değerinden az ilgi gören komedi dizisini seven birini bulduğumda, hele o diziyi ona ben sevdirdiysem, mutlu oluyorum. Söz konusu dizinin son bölümünü tekrar tekrar izledikçe mutlu oluyorum. Film diyaloglarıyla iletişim kurabildiğim birini bulunca yüzümde mutluluktan aptalca bir gülümseme oluşuyor.
Telefonum çaldıkça açmayıp, zil sesini dinledikçe mutlu oluyorum. Mesaj geldiğinde belki de hepsinden çok mutlu oluyorum. Günün sonunda o kadar çok mutlu olmuş oluyorum ki, büyük bir mutluluğa ne yer, ne de heves kalıyor.